 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | simmer | f, i. ateşte ağır ağır kaynamak; kaynar hale gelmek; hafif heyecan içinde bulunmak; kaynama derecesinin birkaç derece ... |
| | disloyal | (s). vefasız, sadakatsiz, hain. disloyally (s). vefasızca, haince. disloyalty (i). vefasızlık, hıyanet.... |
| | pogrom | i. planlanmış katliam kıyım (özellikle yahudilere karşı).... |
| | unsettled | s. kararsıız, kararlaştırılmamış; henüz yerleşilmemiş; belirsiz; değişken (hava); yerleşmemiş, göçebe; ödenmemiş, kapan... |
| | profitable | s. kârlı, kazançlı, faydalı. profitabil'ity i. kazançlılık, fayda. profitably z. kazançla, menfaatle, karlı olarak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | vitamin | Any organic substance that is essential to human health, and which the body cannot make for itself, at least not in suff... |
| | karpit | carbide.... |
| | katlanmak | abide. bear. collapse. endure. fold. stomach. tolerate. to fold. to bend. to put up with. to bear. to stand. to endure. ... |
| | general | In European armies, the highest military rank next below field marshal.... |
| | zimmet | cinnamon.... |
|
|
|
 |
|
 |
|