 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | introduce | (f.) takdim etmek, tanıştırmak; ortaya çıkarmak, ortaya koymak, teklif etmek; tanıtmak; yeni bir bilgi getirmek; öğretme... |
| | spokeshave | i. parmaklık rendesi.... |
| | regatta | (i.), (İt.) sandal veya yelkenli gemi yarışı veya yarışları.... |
| | laxation | (i.) gevşeklik; gevşeme; (tıb.) boşalma (bağırsaklar).... |
| | crust | (i)., (f). ekmek kabuğu; pişmiş herhangi bir şeyin kabuğu; kabuk, dış tabaka; argo arsızlık; (f). kabukla kaplamak, ka... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | gayri | non. im. in. dis. un. now. well then. other / adj , adv ,.... |
| | şahmerdan | drop hammer.... |
| | odak noktası | focal point.... |
| | tercihen | preferably. rather. liefer. preferentially. by choice. for choice.... |
| | atom | The smallest particle that retains all the chemical properties of a given element. the smallest particle of an element w... |
|
|
|
 |
|
 |
|