 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | megatherium | i. yalnız fosilleri bulunan ve Amerika kıtasına mahsus iri bir hayvan.... |
| | stickle | f. püruz çıkarmak; ince eleyip sık dokumak, titizlenmek; tereddüt etmek, kararsız olmak. stickler i. bir konuda titizl... |
| | mastery | i. hüküm, idare; üstünlük, hakim olma; hüner, maharet; üstatlık.... |
| | olfactory | s., i. koklamaya ait; i., gen. çoğ. koklama organı, burun; koklama hissi. olfactory nerve koku siniri.... |
| | soul | i. ruh, can; zenci müziğinin uyandırdığı heyecan veya his; fels. tin; hissiyat, maneviyat; öz, nüve; kök, temel; canlıl... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | rest | They are named as notes are, whole, half, quarter,etc.... |
| | mızıka | brass band. harmonica.... |
| | çömlekçi | potter.... |
| | nadir | That point of the heavens, or lower hemisphere, directly opposite the zenith; the inferior pole of the horizon; the poin... |
| | ihzar müzekkeresi | compulsory process. bench warrant.... |
|
|
|
 |
|
 |
|