 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | stripe | i., f. çubuk, yol, çizgi; çizgili kumaş; çoğ. tutuklu kıyafeti; başka renkten tahları ensiz ve uzun parça; biçim, tip;... |
| | liniment | i. romatizma ve burkulmadan doğan agnları hafifletmek için ovarak kullanılan sıvı ilâç, liniment.... |
| | de | önek -den, -dan, aşağı, tamamen, mahrum.... |
| | masseuse | i. masajcı kadın.... |
| | run | i. koşuş; koşu; koşma, seğirtme; koşulan veya gidilen mesafe; kısa gezi; tutulan yol; serbest giriş veya kullanım hakkı... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | öncesiz | sth which has no beginning. eternal.... |
| | fonetik | phonetic. phonetics sesbilgisi. phonetic sesçil.... |
| | inandırmak | to convince. to persuade. reason with.... |
| | süper | super. classy. some. gee-whiz. topping.... |
| | uyarma | caution. injunction. monition. premonition.... |
|
|
|
 |
|
 |
|