 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | nappy | s. havlı, tüylü; kıvırcık.... |
| | disclaim | (f). inkâr etmek, benim değil diye reddetmek, kabul etmemek; müsaade etmemek, feragat etmek; reddetmek, vazgeçmek; (hu... |
| | tyre | i. Lübnan'da Sur şehri. Tyrian s., i. eski Sur şehrine ait; koyu mor renkte olan; i. eski Sur şehri ahalisinden bir... |
| | pinch | f. çimdiklemek, kıstırmak; sıkıştırıp acıtmak, ıstırap vermek, ağrı vermek, acıtmak; açlık veya ıstırap ile zayıflatmak... |
| | estuary | (i.) nehrin ağzındaki koy, nehrin denizle birleştiği geniş ve açık yer, haliç.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şato | castle. manor house.... |
| | tercüman | interpreter. translator. translator çevirici. dilmaç.... |
| | Pakistan | a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly pa... |
| | far | Remote in affection or obedience; at a distance, morally or spiritually; t enmity with; alienated.... |
| | pal | Phase Alternating Line PAL is the European standard for television transmission.... |
|
|
|
 |
|
 |
|