 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | saintly | s. evliya gibi, azizlere yakışır; çok mubarek, çok iyi.... |
| | hereditary | (s). miras yoluyla intikal eden; irsi, kalıtsal, soydan geçme. hereditar'ily (z). miras olarak.... |
| | caulk | (f). kalafat etmek, pencere veya kapı kenarlarını tıkamak; buz mıhı çakmak, kaymayı önleyici çivi çakmak. caulk'er (i).... |
| | lordly | s. amirane, lordvari, lorda yaraşır bir sekilde; azametli, muhteşem, asil; gururlu, kibirli, küstah. lordliness i. aza... |
| | covey | (i). aynı kuluçkadan çıkan yavrulan hepsi ; çil, keklik veya bıldırcın sürüsü; grup, takım.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kıvrım | convolution. curl. fold. twist. undulation. bend. corrugation. crimp. crinkle. curvature. curve. kink. meander. pleat. s... |
| | yaylanmak | to move up and down or back and fort. to spring or bounce to go away. to beat it.... |
| | zilyetlik | ownership.... |
| | adlandırmak | to give a name. to call. to denominate. designate. term.... |
| | sızı | ache. pain. hurt.... |
|
|
|
 |
|
 |
|