 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | rouse | f., i. uyandırmak, kaldırmak; canlandırmak, gayrete veya harekete getirmek, tahrik etmek; (av hayvanını) kışkırtmak; te... |
| | rhapsodize | f. şiir inşat etmek; bir şeyden fazla heyecanla bahsetmek. rhapsodist i. şiir inşat eden kimse, bir şeyden fazla şaira... |
| | regnant | (s.) saltanat süren, hükmeden, tahtta olan; iktidarda olan.... |
| | jibe | f., den. bumba ile seren veya yelkeni rüzgâr yönünde giderken kavanço etmek; A.B.D., k.dili birbirine uymak, uyuşmak.... |
| | burgrave | i., (Alman) tar. hisar muhafızı; bir kale veya şehrin babadan oğula geçen valilik makamı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yürütmek | bag. collar. drive. enforce. execute. filch. lift. march. nick. propel. purloin. swipe. to make walk. to execute. to car... |
| | antikalık | eccentricity.... |
| | general | General - 3 Star , Gen. , General , air chief marshal.... |
| | kenetlemek | to clamp. to fasten together.... |
| | gömülü | buried. sunk into. grown into.... |
|
|
|
 |
|
 |
|