 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | able | (s). güçlü, muktedir, kadir; istidadı olan, hünerli, becerikli; yetkili able-bodied (s) vücudu sağlam olan güçlü abl... |
| | girasole | i. çok parlak bir çeşit aynüşems taşı, opal; yerelması.... |
| | brunch | i., A.B.D., k.dili sabah ile öğle arasında yenen, hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün.... |
| | sidelight | i. meseleyi dolaylı olarak aydınlatan şey; den. borda feneri.... |
| | merge | f. karışıp birleşmek; içine karışıp kaybolmak; huk. birleşmek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | format | Refers specifically to tape sizes and qualities, and generally to classes of video equipment Popular video formats in de... |
| | kısalmak | contract. shorten.... |
| | açık poliçe | blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.... |
| | uzaklaşmak | become distant. retire. move away. draw away. grow away from. recede. walk away. walk off. wander. wander away. wander o... |
| | dip | The inclination of a geologic structure from the horizontal; dip is always measured downwards at right angles to the str... |
|
|
|
 |
|
 |
|