 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | resilient | s. geriye fırlayan, seğirdim yapan; uzanıp kısalan, elastiki, esnek; çabuk iyileşir (bünye).... |
| | against | edat karşı, muhalif, aleyhinde, aykırı. He is against reforms. O adam reform düşmanıdır. over against ona karşı, k... |
| | extrapolate | (f). (mat). bir seride bilinen rakamları veya miktarları esas alarak bilinmeyenleri tahmin etmek, mana çıkarmak. extrapo... |
| | stiltoncheese | iyi cins İngiliz peyniri.... |
| | velours | i. kadife taklidi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | organize | organized.... |
| | kravat iğnesi | tie pin.... |
| | iyileşme | recovery. improvement. getting better. getting well. amelioration. convalescence. healing. restoration. upturn.... |
| | mürşit | guru.... |
| | grosa | gross. twelve dozen.... |
|
|
|
 |
|
 |
|