 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | bullate | s., biyol. kabarmış gibi görünen, üstü kabarcıklı olan; anat. şişkin, şişmiş.... |
| | cure | (f). şifa vermek, iyi etmek, tedavi etmek, çare bulmak; dumanla tütsüleyerek veya tuzlayarak konserve etmek; sertleşmek ... |
| | ruche | i. elbise süsü için kullanılan kırmalı dantela. ruch'ing i. kırmalı dantela.... |
| | opposition | i. muhalefet; karşıtlık, zıtlık; mücadele; karşı durma, karşı koyma: engel olma; pol. muhalif parti; astr. birbinden 18... |
| | selfreproach | i. kendi kendini kınama veya cezalandırma.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | gündelikli | wager worker. jobber.... |
| | hesaplaşmak | to settle outstanding accounts with each other. to settle old scores with. to get even with. quit scores. settle. settle... |
| | kadınlık | femaleness.... |
| | köstebek | mole. spy. infiltrator. taupe.... |
| | adilik | inferiority. commonness. meanness. baseness. pettiness.... |
|
|
|
 |
|
 |
|