 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | quicksand | i. bataklık kumu.... |
| | flagging | (i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.... |
| | ennoble | f. yükseltmek, ulvileştirmek, asalet vermek.... |
| | okapl | i. Orta Afrika'ya özgü parlak kestane renginde derisi olan zürafaya benzer fakat boynu kısa bir hayvan, zool. Okapia ... |
| | brazen | f. yüzsüzlükle karşılamak; yüzünü kızdırmak. brazen a thing out işi pişkinliğe vurmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | hesap | account. arithmetic. bill. calculation. calculus. check. computation. count. estimate. recital. reckoning. score. statem... |
| | tutunma | grabbing. holding on to. hanging on to. clinging to.... |
| | altyapı | underwork. infrastructure. substructure. basic facilities.... |
| | amalgam | A mixture of silver, mercury, and other metals that is used to fill cavities in teeth.... |
| | Karadağ | montenegro. montenegrin.... |
|
|
|
 |
|
 |
|