 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sleazy | s. gevşek, dayanıksız; adi; bakımsız. sleaziness i. gevşeklik, dayanıksızlık... |
| | distaste | (i)., (f). sevmeyiş, hoşlanmayış; (f). tadını beğenmemek, zevk almamak, hazzetmemek.... |
| | pair | i. (çoğ. -s) çift, iki adet; bir erkekle bir dişiden ibaret bir çift; karı koca; gözlük veya makas gibi iki parçadan m... |
| | putamen | i. bot. şeftali cinsi meyva çekirdeği.... |
| | peahen | i. dişi tavus. pea jacket göğsü çift düğmeli kalın yünden kısa gemici ceketi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sertleşme | erection. hardening. stiffening.... |
| | siyahi | black. negro zenci. fellah.... |
| | dram | A minute quantity; a mite.... |
| | mor | Millennium Operating Regime. mother.... |
| | sever | set or keep apart; 'sever a relationship'. cut off from a whole; 'His head was severed from his body'; 'The soul discerp... |
|
|
|
 |
|
 |
|