 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | life | i. (çoğ. lives) hayat, ömür, canlılık; can, canlı şey; yaşama tarzı; zevk, sefa, cümbüş; dayanma müddeti; biyografi; h... |
| | manitou | i. Kuzey Amerika'daki kızılderili kabilelerinden birinin inancına göre hayat ve doğayı idare eden ruhlardan biri.... |
| | snakebird | i. kaz karabatağı, zool. Anhingarufa.... |
| | quadruplicate | f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyd... |
| | eddy | (i)., (f). girdap, anafor; rüzgâr veya tozun girdap gibi dönmesi; (f). girdap gibi döndürmek veya dönerek gitmek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | hayran olmak | admire.... |
| | casus | emissary. spy.... |
| | bataklık | boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.... |
| | çinici | ceramist.... |
| | deodorant | Affects liver and detoxification systems due to its ability to absorb or destroy foul odors. a chemical which inhibits t... |
|
|
|
 |
|
 |
|