 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | aerate | (f). içine hava karıştırmak; havalandırmak, havayla temas ettirmek aerator (i) havalandırıcı.... |
| | uncivilized | s. medeniyetsiz, insan girmemiş; vahşi. The children think it's uncivilized to get up early. Erken kalkmak çocukların... |
| | bugger | i., f. kulampara, oğlancı; alçak herif; (argo) herif; kimse; f. kulamparalık etmek; bozmak. buggery i. oğlancılık.... |
| | she | (zam.), (i.), (s.), dişil o; (i.) kadın, dişi; (s.) dişi. she bear dişi ayı.... |
| | viceversa | z. tersine, karşılıklı olarak. call black white and vice versa siyaha beyaz ve beyaza siyah demek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | bakırcılık | copperworking.... |
| | takometre | tachometer.... |
| | yaymak | emit.... |
| | ortakçı | share cropper. sb who assists a farmer in return for a share of the crop. metayer.... |
| | röle | relay.... |
|
|
|
 |
|
 |
|