 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | gordian knot | (mit.) kördüğüm; Büyük İskender'in çözemeyip kılıcı ile kestiği düğüm. cut the Gordian knot bir müşkülü olağanüstü bir... |
| | gag | i, f (ged, ging) susturmak için ağlza sokulan tlkaç; t/b ağzı açık tutmak için agıza sokulan alet; f söyletmemek; ağzı... |
| | vanity | i. kibirlilik, kendini beğenmişlik, fazla gurur; gösteriş, caka; boş şey, abes şey, beyhudelik. vanity case makyaj çan... |
| | pressurize | f. tazyik altında tutmak; hav. yüksek uçuşlarda uçağın içindeki havayı yeterli basınçta tutmak.... |
| | career | (i)., (s). meslek, meslek hayatı; meslekte başarı kazanma; sürat; (s). profesyonel. take up a career bir mesleğe girmek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | lezzetli | delicious. tasty. dainty. delectable. nutty. palatable. rich. toothsome.... |
| | yemek | chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.... |
| | kazasız | without accident. accident foq.... |
| | arıtıcı | detergent. conditioner. sterilizer. purger. refiner. rectifier. filter.... |
| | bank | Institution for receiving, lending, and safeguarding money It may receive money on deposit, cash checks or bills of exch... |
|
|
|
 |
|
 |
|