 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | twinkle | f., i. göz kırpıştırmak; pırıldamak; çabuk çabuk görünüp kaybolmak; biduziye yanıp sönmek; i. göz kırpıştırma; pırıldama... |
| | synod | i. kilise meclisi; birkaç kilisenin birleşik kurulu; meclis, toplantı. Holy Synod Ortodoks kiliselerinin en yüksek ruh... |
| | warsaw | i. Varşova.... |
| | krone | (i.) (çoğ. ner) Danimarka ve Norveç'te kullanılan gümüş para, kuron.... |
| | deer | (i). (çoğ. deer) geyik, karaca, (zool). Cervus. deer fly ufak yeşilimsi birkaç çeşit atsineği. deerhound (i). büyük cins... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | met | mead.... |
| | gururlanmak | to feel proud. take pride. to flatter oneself. to be/feel proud.... |
| | ağır başlı | imperturbable.... |
| | sanmak | believe. deem. expect. fancy. feel. figure. guess. imagine. reckon. suppose. surmise. think. to suppose. to imagine. to ... |
| | evrak | document. paper. letter. brief.... |
|
|
|
 |
|
 |
|