| English | Türkçe | | demulcent | (s)., (i). teskin edici, yatıştırıcı, müsekkin; (i)., (tıb). teskin edici veya koruyucu ilâç .... |
| | wept | bak. weep.... |
| | hassock | (i.) diz veya ayak dayayacak minder, puf; ot öbeği.... |
| | balanced | (s). dengeli, muvazeneli. be well balanced denk gelmek, muvazeneli olmak.... |
| | multiply | f. çoğaltmak, artırmak; mat. çarpmak; çoğalmak, yayılmak; üremek, türemek; çok misal getirmek.... |
| | distinct | (s). ayrı, farklı, başka; bağımsız, müstakil; açık, vazıh, belli. distinctly (z). açıkça, vuzuhla; şüphesiz, muhakkak, ... |
| | calligraphist | (i). hattat.... |
| | landgrave | (i.) eskiden bazı Alman prenslerinin unvanı.... |
| | sanctum sanctorum | Lat. en mukaddes yer; inziva yeri, hususi hücre; harim.... |
| | may | tek sahıs may geçmiş zaman might bilmek meli malı izin imkan ihtimal gibi durumlan ifade eden yardımcıı fiil |
|
|