 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hunting | i. avcılık; arama, araştırma; mak., elek. dalgalanma. hunting box İng. avcı kulübesi. hunting cap coğunlukla kadifeden... |
| | promise | f. söz vermek, vaat etmek; göstermek; ümit vermek, taahhüt etmek, temin etmek. Promised Land Filistin; vaat edilmiş ... |
| | denominator | (i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.... |
| | inhospitality | i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.... |
| | stand | f. (stood) ayakta durmak, kaim olmak; durmak, ayakta kalmak; kalmak, baki kalmak; sebat etmek, tahammül etmek, çekmek,... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | görüşmeci | negotiator.... |
| | şiddetle | by violence. by force. sharply.... |
| | sıfır | nothing. zero. completely worthless person or thing. naught. nil.... |
| | moral | Conformed to accepted rules of right; acting in conformity with such rules; virtuous; just; as, a moral man.... |
| | köprübaşı | bridgehead. foothold. start. beginning.... |
|
|
|
 |
|
 |
|