 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | womanish | s. kadın gibi; kadınsı, kadın tavırlı. womanishly z. kadınca tavırlar takınarak. womanishness i. kadınlık.... |
| | terrible | (s.) korkunç, korkulacak, dehşetli; (k.dili) aşırı, çok, pek. terribly (z.) müthiş bir şekilde; aşırı derecede, çok.... |
| | dodder | (f). yaşlılık nedeniyle titremek, sendelemek. doddering (s). titrek, halsiz, zayıf.... |
| | reporter | i. gazete muhabiri; muhbir.... |
| | fable | (f). hikâye söylemek, yalan söylemek. fabled (s). efsanevi, meşhur.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | gerekmek | to be necessary. to be lacking. to be needed. to need. to have to. must. should. to be supposed to.... |
| | Akşam Yıldızı | evening star.... |
| | eczane | drugstore. pharmacy. chemist's shop.... |
| | lokum | turkish delight.... |
| | sermayedar | financier. capitalist. investor.... |
|
|
|
 |
|
 |
|