 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | citied | (s). bir şehri veya şehirleri kapsayan; şehir haline konmuş; şehir gibi meydana getirilmiş. citified (s). şehir hayatı... |
| | arabism | (i). Arap terimi.... |
| | juredivino | Lat. Allahın bağışladığı hak ile.... |
| | facet | (i). kıymetli taşın yüzeyi, faseta;yon: (zool.) bileşik gözü teşkil eden ufak gözlerden her biri.... |
| | either | (s)., zam, (bağ). ikisinden biri, ya o ya bu, iki, her iki, her; (bağ). ya, de. Either he is talking or he is singing.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | form | A long seat; a bench; hence, a rank of students in a school; a class; also, a class or rank in society.... |
| | tüketmek | to exhaust. to use up. to expend. to spend. to consume. to. to eat up. to burn up. to finish off. to deplete. to drain. ... |
| | pat | Packaging, Assembly and Testing.... |
| | yaya kaldırımı | sidewalk. pavement. side-walk. footway.... |
| | Slovence | slovene. slovenian.... |
|
|
|
 |
|
 |
|