| English | Türkçe | | inadequate | s. kifayetsiz, yetersiz, liyakatsiz, elvermez, eksik, nakıs. inadequacy, inadequateness i. yetersizlik. inadequately z... |
| | afrikander | (i). Güney Afrika'da doğan Avrupalı.... |
| | infante | i. Portekiz ve İspanya'da veliahttan başka kral hanedanından herhangi bir prens.... |
| | pupiparous | s., zool. pupa meydana getiren.... |
| | bent | i. birkaç çeşit sert çimen.... |
| | autosuggestion | (i)., (tıb). kendi kendine telkin.... |
| | grout | (i.), (f.) duvarcı sıvası, sulu harç; bulgur lapası; (çoğ.) tortu, telve; (f.) tuğla veya taş aralarına sulu harç dold... |
| | peradventure | z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.... |
| | unwelcome | s. nahoş, tatsız, hoş karşılanmayan, istenilmeyen.... |
| | classicism | klasisizm klasiklere tabi olma veya uyma klasik şekil veya deyim klasik öğrenim |
|
|