 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | proverbial | s. darbımesele ait, darbımesel gibi, atasözü kabilinden; herkesçe bilinen, ünlü, meşhur. proverbially z. herkesçe bili... |
| | inweave | (f.) (inwove, inwoven) başka kumaş içine dokuyup örmek, bir kumaş içine başka bir şey dokumak.... |
| | ell , el | i. L'' harfi; L harfi seklinde her hangi bir şey; bir binada L'' şeklini meydana getiren ilave.... |
| | pervade | f. istilâ etmek, kaplamak, yayılmak.... |
| | teens | i., çoğ. on üç ile on dokuz arasındaki yaşlar. in her teens bu yaşta (ki) .... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kip | A move from below the apparatus to above it.... |
| | yolmak | bleed. fleece. pull. screw. strip. to pluck. to tear out. to strip bare. to rob. cheat. to milk. to bleed. to fleece. to... |
| | ora | Parameter file.... |
| | yazı hayatı | literary life.... |
| | sülfür | sulfur. sulphide. sulfide.... |
|
|
|
 |
|
 |
|