 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | galley | i kadırga, çektirme; eski za manlarda kullanılan bir veya daha fazla sıra kürekleri olan harp gemisi; büyük ka yık; g... |
| | moral | s., i. ahlaka ait, ahlaki, törel, ahlaksal; iyi ahlaklı, doğru; iyilik veya fenalık yapmaya muktedir; manevi; olasılı;... |
| | afterdamp | (i). grizu patlamasından kalan zehirli gaz karması.... |
| | billion | i., A.B.D. 1000 milyon; milyar; ing. 1000000 milyon billionth s., i. milyarıncı; i. milyarda bir.... |
| | stroke | i., f. vuruş, darbe; vuruş tesiri; darbe tesiri yapan şey; inme; ani bir gayretle yapılan şey; vuruş sesi; çarpma; kür... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | eski püskü | shabby.... |
| | muvazzaf | regular.... |
| | kalıntı | remainder. rest. residue. ruins. carcase. carcass. end. hangover. relic. remnant. residual. rump. waif. spoils.... |
| | dam | a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea. a metric unit of length equal to ten meters. ... |
| | bent | The name is also used of many other grasses, esp. in America.... |
|
|
|
 |
|
 |
|