| English | Türkçe | | laundromat | (i.) otomatik tertibatlı umumi çamaşırhane.... |
| | sinapism | i., tıb. hardal yakısı.... |
| | close-hauled | (s)., (z)., (den). orasına.... |
| | hooey | i., ünlem, A.B.D, argo saçma şey, zırva; saçmalık; ünlem Saçma !... |
| | accent | (i). aksan, telâffuzda bir heceye verilen kuvvet ; aksan i,sareti, vurgu; şive; hisleri belirtmek için cümlede beli... |
| | mugger | i. saldırıp soyan kimse; mimiklerle komiklik yapan kimse.... |
| | head | (s.) baş, başta olan; başa ait. head sea (den.), baş denizleri, önden gelen dalgalar.... |
| | r | kıs. radius, rare, received, recipe, residence, retired, right-hand page, rises, rod, rubber.... |
| | contaminate | (f). bulaştırmak; geçirmek (hastalık, mikrop, pislik); lekelemek, kirletmek. contamina tion (i). bulaştırma; pislik.... |
| | lineament | gen çoğ çehrenin başlıca hatları ayırt edici özellik |
|
|