 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | glaring | s. dik ve düşmanca bakışlı; çok parlak, göz kamaştırıcı; apaçık, hemen göze çarpan. glaringly z. dik dik bakarak; göz... |
| | reed | (i.), (f.) kamış, (bot.) Trichoon phragmites; saz, (bot.) Phragmites; kamış düdük; kaval, ney; (müz.) klarnet gibi çalg... |
| | nude | (s.), (i.) çıplak; (huk.) hükümsüz; çıplak insan vücudu; böyle resim veya heykel. in the nude çıplak, çıplak halde. nud... |
| | intermingle | (f.) birbirine karıştırmak veya karışmak.... |
| | organon | -num i. bir felsefenin ilke ve kurallarını meydana getiren sistem.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şive | intonation.... |
| | akım | stream. trend. current cereyan. movement cereyan. tarz.... |
| | küçültme | contraction. diminishing. humiliation. deprecation.... |
| | analog | Electronic signals based on a variable that move up and down continuously and are found in products such as analog radio... |
| | hevenk | hanging bunch of fruit. hand.... |
|
|
|
 |
|
 |
|