 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | incubate | f. kuluçkaya yatırarak veya suni araçlarla civciv çıkarmak; mec. kafasında (plan) kurmak, belleğinde tasarlamak; tıb bi... |
| | afterdeck | (i). (den). geminin kıç tarafındaki güverte.... |
| | plinth | i., mim. duvar etekliği, etek tahtası, etek silmesi; duvar çıkıntısı; (sütun veya heykel için) kaide.... |
| | lac, lakh | (i.) Hindistan'da yüz bin rakamı; yüz bin rupi; çok büyük miktar.... |
| | tibia | i. (çoğ. -s, -ae) anat. kaval kemiği, incik kemiği; hayvanın kaval kemiğinden yapılan eski bir çeşit flüt. tibial s. k... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | fitneci | mischief-maker. sower of dissent. factious. seditious.... |
| | konumlamak | to position.... |
| | lento | Slow; slightly faster than largo, slower than adagio. Direction to play slowly.... |
| | girişimci | enterprising. entrepreneurial. go-ahead. entrepreneur. entrant. promoter.... |
| | şalvar | baggy trousers.... |
|
|
|
 |
|
 |
|