| English | Türkçe | | pitiful | s. merhamet uyandıran, acınacak halde olan; değersiz, aşağılık. pitifully z. merhamet uyandırarak. pitifulness i. acına... |
| | absolute | (s). kâmil, tam; halis, sade, saf; mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız; gram soyut, mücerret; ki,sisel değe... |
| | omit | f. (-ted, -ting) atlamak, bırakmak; yapmamak.... |
| | bilious | s. safraya ait, öde ait; dargın, küskün, aksi. biliously z. safrayla ilgili olarak. biliousness i. safrayla ilgili olma.... |
| | shuffle | f., i. karıştırmak, değiştirmek; karmakarışık edip ortadan yok etmek; sürümek (ayak); itip ileri atılmak; iskambil kâğ... |
| | boot | f., i., (eski) veya (şiir) fayda etmek; yararlı olmak, işe yaramak; i., (eski) fayda; çare. What boots it? Faydası ne? N... |
| | laudative, laudatory | (s.) övücü.... |
| | slogan | i. slogan, şiar, parola; harp nidası.... |
| | xero- | (önek) kuru.... |
| | potty | çocuk lâzımlığı lâzımlıklı iskemle |
|
|