 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | freeload | (f)., argo, slang otlamak, otIakçılık etmek. freeloader (i). bedavacı kimse, otlakçı kimse.... |
| | prick | f. hafifçe delmek, iğne veya diken sokmak; mahmuzla dürtmek; vicdan azabı vermek; batma acısı duymak. prick out a pat... |
| | quarrel | i. kavga, çekişnıe, bozuşma. pick a quarrel kavga çıkarmak. take up a quarrel kavgaya iştirak etmek.... |
| | cold pack | sebze veya meyvayı kutuya soğuk olarak koyduktan sonra pişirip konserve etme usulü; (tıb).ıslak sargılarla tedavi usulü.... |
| | errand | (i.) bir haber veya iş için bir yere gönderilme, bu gönderilmenin gayesi; iş. errand boy ayak işlerine koşulan çocuk, çı... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | antagonist | Biological agent that reduces the number or disease-producing activities of a pathogen.... |
| | dikim | planting. sewing.... |
| | içerleme | resentment. annoyance.... |
| | tıfıl | child.... |
| | kompresör | compressor. air motor. air pump. supercharger.... |
|
|
|
 |
|
 |
|