 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | decay | (f). çürümek, zeval bulmak, inkıraz bulmak; azalmak, eksilmek; sıhhatçe düşmek, zayıflamak, bozulmak; çürütmek; (i). sıh... |
| | create | (f). yaratmak, vücuda getirmek; meydana getirmek, ihdas etmek, husule getirmek; atamak, tayin etınek; yapmak, tertip ... |
| | legitimate | s. meşru, kanuna göre, kanuna uygun, kanuni; meşru olarak doğmuş; mantıki, düşünceye uygun, elverişli. legitimate child... |
| | squint | f., i., s. gözlerini kısarak bakmak, gözlerini yarı kapamak; yan bakmak; şaşı olmak; toward (ile) meyletmek, eğilimin... |
| | can | (f). (could) (-ebil-)., yapmak imkânı (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu işi yapabilir misin? I couldn't find my tie.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | nişan | decoration. distinction. engagement. mark.... |
| | eksiksiz | complete. consummate. definitive. exhaustive. perfect. thorough. true. unabridged. watertight. completely. perfectly.... |
| | genellikle | usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. no... |
| | biletçi | conductor. bus conductor. ticket inspector. inspector. ticket seller. lottery ticket seller.... |
| | umursamak | to be concerned about. care. reck.... |
|
|
|
 |
|
 |
|