 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | bucket | f. kova ile taşlmak veya çekmek; dörtnala at koşturmak; borsa hisseleri üzerinden vurgun yapmak; süratle hareket etmek v... |
| | meet | f. (met) rastgelmek, karşılaşmak, tesadüf etmek, bulmak; karşılamak; tanışmak; buluşmak, toplanmak, bir araya gel mek, ... |
| | superman | i. üstün insan.... |
| | preface | i., f. önsöz, mukaddeme, başlangıç; f. önsöz ile başlamak; kitabın önsözünü yazmak; önsöz yerine geçmek.... |
| | entozoan | i. bağırsak kurdu.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sprinter | someone who runs a short distance at top speed.... |
| | sağduyulu | businesslike. discreet. having common sense.... |
| | katil | killer. murderer. assassin. cutthroat. homicide. slaughterer. slayer. thug. thumper.... |
| | sönmek | be extinguished. go out. go off. die down. die away. burn out. be on the wane.... |
| | yitirmek | lose. to lose.... |
|
|
|
 |
|
 |
|