| English | Türkçe | | discriminate | (f). ayırmak, tefrik etmek, temyiz etmek, fark etmek, fark görmek, farkına varmak; fark gözetmek, ayrı tutmak, ayırım... |
| | ambary | (i). bir cins ebegümeci,(bot). Hibiscus cannabis; bu bitkinin elyafı.... |
| | maidenhead | i. bikir.... |
| | flake | (i)., (f). ufak kar tanesi; ince tabaka, ince parça; pul; (f)., away veya off ile tabaka tabaka soymak veya soyulmak; ... |
| | bootleg | f. içki kaçakçılığı yapmak; kaçakçılık etmek; satmak üzere üzerinde kaçak eşya bulundurmak.... |
| | billy goat | k.dili teke, erkek keçi.... |
| | eidetic | (s)., (psik). önceden algılanan objelerin zihinde net bir şekilde canlandırılması yeteneğine ait, bu yetenekle ilgili.... |
| | rear | (i.), (s.) geri, arka; (ask.) artçı, dümdar; (s.) arkadaki, en geri. rear admiral (den.) tuğamiral rear guard dümdar ko... |
| | dissatisfy | (f). memnun etmemek, hoşnut etmemek, tatmin edememek. dissatisfac'tion (i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, tatminsizli... |
| | parimutuel | at yanşlarında kaybedenlerin paralarının kazananlara dağıtıldığı bir çeşit müşterek bahis |
|
|