 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | conductor | (i). kılavuz, önder, lider, şef; (A.B.D). kondoktör, biletçi; orkestra veya koro şefi; müdür, idareci; iletken madde, g... |
| | guardrail | (i.) parmaklık, korkuluk; siper demiri; (den.) puntel.... |
| | freewill | (s). gönüllü, kendiliğinden yapılan.... |
| | ward | i., f. koğuş; bölge, mıntıka; huk. vesayet altında bulunan çocuk; vesayet, koruma; kilit dili; f. emniyetli yerde korum... |
| | geothermal | s. yeryuvarlağının ısısı ile ilgili, bu ısı ile ısınan veya işleyen.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | hevesli | agog. ardent. avid. bouncy. disposed. eager. fervent. game. keen. spirited. desirous. enthusiastic. dilettante. amateur.... |
| | sürçme | slip. slip up. stumble. trip.... |
| | orası | that place.... |
| | inisiyatif | initiative.... |
| | feci | disastrous.... |
|
|
|
 |
|
 |
|