| English | Türkçe | | lead | (i.) rehberlik, kılavuzluk, önde bulunma; önde gelme, ileride bulunma; oyunda başlama hakkı; buzlu sularda gemi için aç... |
| | unsaid | s. söylenmemiş, bahsedil memiş... |
| | gemma | i. (çoğ. gemmae) bot., zool. tomurcuk, yaprak tomurcuğu; bazı bitki ve hayvanlardan ayrılıp bağımsız yaşayan kısım.... |
| | fourth | (s)., (i). dördüncü; (i). dörtte bir; (müz). do ile fa arasındaki aralık. fourthly (z). dördüncü olarak. fourth class m... |
| | tegular | s. tuğla gibi, tuğlaya ait; tuğla biçiminde düzenlenmiş.... |
| | maser | i., fiz. düzenli frekansı olan ve elektromanyetik dalgalar meydana getiren veya frekans ve görünüşü aynen muhafaza eder... |
| | field | (i)., (f). çayır, kır, otlak, mera; tarla; saha, meydan, alan; savaş meydanı; oyun sahası; bir yarışmaya katılanlar; f... |
| | screaming | s. haykıran, bağıran, çığlık atan; göze çarpan, frapan (renk); kahkahalarla güldüren. screamingly z. çok gülünç bir ş... |
| | dog | (i). köpek, it; kurt, tilki ve çakal gibi hayvan; bu hayvanların erkeği; k.dili herif, adam; (argo). değersiz ve kötü ... |
| | bosh | dili saçmalık boş söz zırva söz veya düşünce |
|
|