| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | pari passu | Lat. eşit adımlarla, aynı hızla.... |
| | anabolism | (i)., (biyol). yapıcı metabolizma.... |
| | fustian | i, s dimi, pamuklu kadife; tumturaklı üslup; s dimiden yapılmış; tum turaklı; saçma, boş, değersiz... |
| | entangle | f. dolaştırmak, karmakarışık etmek; bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak. entanglement i. karışıklık, dolaşıklık;... |
| | bromide | i., kim. bromür asidinin tuzu; (argo) soğuk ve sıkıcı bir kimse; tatsız ve bayağı söz. bromide paper fotoğraf kâğıdı.... |
| | edelweiss | (i). edelvays, Alp dağlarına mahsus küçük beyaz bir çiçek, (bot.) Leontopodium alpinum.... |
| | universe | i. evren, kâinat, âlem, cihan.... |
| | headcheese | (i.), A.B.D., domuz veya dananın baş ve paçasından alınıp kıyma yapılarak kaynatılan kavurmaya benzer topak şeklinde ... |
| | lathe | (i.), (f.) torna tezgâhı; çömlekçi çarkı; (f.) torna tezgâhında biçim vermek. lathe bed torna gövdesi.... |
| | price | paha fiyat değer kıymet rüşvet mükafat fiyat koymak paha biçmek dili fiyatını sormak price ceiling azami fiyat tavan fiyatı price cutting fiyat kırma price fixing asgari veya azami fiyat koyma narh price list fiyat listesi tarife price range fiyat dağılımı price rigging kanundışı ve gizli olarak asgari fiyat üzerinde anlaşma price tag fiyat etiketi fiyat price war rekabet için maliyetin altında satış at any price her ne pahasına olursa olsun beyond price paha biçilmez rüşvet almaz cost price maliyet fiyatı current price cari fiyat piyasa fiyatı high price yüksek fiyat low price düşük fiyat normal price normal fiyat reduced price indirimli fiyat price out of the market yüksek fiyat konulduğu için satamamak set price on one's head bir kimsenin ölüsünü veya dirisini teslim edene para mükâfatı vaat etmek without price paha biçilmez |
|
|
|
|