 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | enchase | f. süslü çerçeve geçirmek, oturtmak, süslemek; kakma, kabartma veya oyma işiyle tezyin etmek.... |
| | unbroken | s. kırılmamış, bütün; bozulmamış; devamlı; yarıda kesilmemiş; terbiye edilmemiş, alıştırılmamış (at).... |
| | urinogenieal | s., anat., zool. idrar yolları veya tenasül uzuvlarına ait.... |
| | newly | z. yakın zamanlarda; yeniden. newly-wed i. yeni evli kimse.... |
| | halt | (f.) kusurlu olmak, eksik olmak (vezin); duraksamak, tereddüt etmek. halting (s.) duraksayan.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | had | limit. point. degree. term. boundary. limes. terminal. termination. limiting value. grade. rate. stint. module. measure.... |
| | mide | stomach. belly. bread basket. gut. tummy.... |
| | nadanlık | rudeness. boorishness. tactlessness.... |
| | mücrim | guilty suçlu.... |
| | istidatlı | talented. promising. capable. apt. gifted. predisposed.... |
|
|
|
 |
|
 |
|