| English | Türkçe | | dentate | (s). dişli, tarak şeklinde.... |
| | understand | f. (-stood) anlamak; kestirmek; öğrenmek; kavramak, bilmek; haberdar olmak; mana vermek; şart kabul etmek; farz etmek; ... |
| | unreasoning | s. mantlkla hareket etmeyen, mantıksız. unreasoningly z. mantlksız olarak.... |
| | acquit | (f). suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak; davranmak hareket etmek. acquit oneself wel... |
| | repression | i. baskı altında tutma, bastırma, hapsetme, tutma, baskı; üzücü ve bastırılmış anı ve isteklerin bilinçdışına itilmesi... |
| | karat | i. ayar, altın ayarı.... |
| | instinct | s., gen. with ile dolu (can, his, kuvvet ile).... |
| | transubstantiate | f. başka bir cisme deiğştirmek; Hazreti İsa'nın et ve kanına değiştirmek. (Aşai Rabbani'de kullanılan ekmek ve Sarabı... |
| | practice | İng. practise i. tatbikat, uygulama; pratik; egzersiz, idman; alışkanlık, itiyat, adet; huk. dava açma usulü; sanat i... |
| | autarky | bağımsız ekonomi politikası |
|
|