| English | Türkçe |
| iceman | i. buz satıcısı.... |
|
| workman | i., (çoğ.-men) işçi. workmanlike s. ustaya yakışır; usta elinden çıkmış. workmanship i. zanaat; usta işi; ustalık. workm... |
|
| snicker , snigger | f., i. gülmekten kendini alamamak, hafifçe ve alaylı olarak gülmek; i. zor zapt edilen gülümseme.... |
|
| propatria | Lat. vatan aşkına, vatan uğruna.... |
|
| landlady | (i.) pansiyoncu kadın; evini kiraya veren mal sahibi kadın.... |
|
| doff | (f). çıkarmak (elbise); şapkayı çıkararak selâm vermek; atmak, başından savmak. doffer (i). çıkaran kimse; şapkası ile ... |
|
| chair | (i). iskemle, sandalye; makam; kürsü; başkanlık sandalyesi; elektrikli iskemle; sedye; tahtırevan; (d.y). rayı travers... |
|
| topical | s. konuya ait; tartışmalı; yöresel, mahalli, mevzii; güncel, günün meselelerine değinen; tıb. lokal. topical coloring ku... |
|
| judg(e)ment | i. hüküm, karar, yargı; bildiri, tebligat; bir davanın görülmesi; netice; muhakeme, yargılama, temyiz kuvveti; takdiri... |
|
| foundling | buluntu ana babası tarafından terkedilip sokakta veya başka bir yerde bulunan bebek |
|