| English | Türkçe |
| empathize | f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.... |
|
| eyeshot | (i). bakış, nazar; görüş mesafesi, rüyet.... |
|
| handgun | (i.) tabanca .... |
|
| shishkebab | şiş kebap.... |
|
| logjam | i. bıçkı fabrikasına giden kütüklerin nehirde meydana getirdiği tıkanıklık; engel.... |
|
| seek | f. (ought) aramak, araştırmak; çabalamak. seek out arayıp bulmak.... |
|
| capillary | (i)., (s). kılcal damar; çok ince boru; (s). kılcal damarlara ait; doku itibariyle saça benzeyen. capillary attraction ... |
|
| bassorelievo | (i)., (it)., (bak). basrelief.... |
|
| prosper | f. muvaffak olmak, başarılı olmak; muvaffak kılmak; gelişmek, büyümek, zenginleşmek, iyileşmek.... |
|
| pressing | acele evgin sıkı pressingly sıkıştırarak acele ile |
|