| English | Türkçe | | belvedere | i., it., mim. tepe köşkü, binaların özellikle üst kat taraçaları; manzara seyredilmesi için yapılmış bina. the Belvedere... |
| | heel | (f)., (den). bir yana yatmak veya yatırmak (gemi).... |
| | explain | (f). anlatmak, açıklamak, izah etmek, beyan etmek, belirtmek, tasrih etmek,aydınlatmak, tenvir etmek, tarif etmek; açıkl... |
| | sizzle | f., i. cızırdamak; sıcaktan bunalmak; i. cızırdama.... |
| | elves | çoğ., bak. elf.... |
| | enamor | f. âşık etmek, meftun etmek, büyülemek, teshir etmek, kendine bağlamak; k.dili aklını başından almak. enamored of som... |
| | nursling | (i.) meme çocuğu, süt çocuğu.... |
| | nuncupative | (s.), (huk.) sözlü, yazılı olmayan (vasiyetname).... |
| | lamia | (i.), (Yu.) (mit.) çocuk eti ve kanı ile beslenen kadın başlı yılan şeklindeki efsanevi canavar; vampir.... |
| | otherworldly | öteki dünya işlerine dalmış bu dünyadan olmayan hayali işlerle meşgul otherworldliness öteki dünya işlerine dalma |
|
|