 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | steerageway | i., den. geminin dümen dinlemesi için gerekli asgari hız.... |
| | retrench | f. azaltmak, kısmak, indirmek; gidermek, kaldırmak. retrenchment i. tasarruf, idare; kale veya metrisin iç tarafında y... |
| | engram | i., biyol. hücre protoplazmasındaki devamlı değişme hali.... |
| | engaging | s. çekici, cazip, hoşa giden.... |
| | abortion | (i) çocuk düşürme; düşük; olgunlaşmadan kurumuş çiçek, meyve veya ekin; tam başarısızlık.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ısırtmak | to let sb get bitten. to make sb / sth bite.... |
| | pekişmek | consolidate. to become hard. get tight or firm. to become tight. to harden. to tighten. to consolidate. to become strong... |
| | gardiyan | gaoler. jailer. screw. turnkey. warder. prison guard. guard.... |
| | Sanskrit | sanskrit.... |
| | geçinmek | make both ends meet. get along. get along with. getting on with. go along. make a living. earn a living. manage. handle.... |
|
|
|
 |
|
 |
|