 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | plop | f. (-ped, -ping) i., z. ,'plof diye ses çıkararak düşmek; i. taş gibi bir cismin suya düşerken çıkardığı ses; z. ,'plo... |
| | elaterium | i., ecza. müshil olarak kullanılan eşek hıyarı özü.... |
| | embosom | f. kucaklamak, bağrına basmak; beslemek, büyütmek, bakmak; sığındırmak, sarmak, muhafaza etmek.... |
| | essence | (i.) öz, cevher, asıl, öz varlık, nefis, hakikat; mahiyet, nitelik; varlık; ruh; esans, ıtır.... |
| | amblyopia | (i)., (tıb). göz donukluğu hastalığı, görme bozukluğu. amblyopic (s). görme bozukluğuna ait.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | limit | Maximum amount a policy will pay either overall or under a particular coverage.... |
| | radon | A naturally appearing radioactive gas found in some buildings, that in sufficient concentrations may cause health proble... |
| | kızıllık | redness.... |
| | robotluk | robotism.... |
| | hem | Them An onomatopoetic word used as an expression of hesitation, doubt, etc.... |
|
|
|
 |
|
 |
|