| English | Türkçe |
| virtual | s. gerçek kuvveti olan; gerçek olmayan; fiili; kuvvet veren; kuvvette olup eyleme geçmemiş, zımni. a virtual promise ... |
|
| prom | i., A.B.D. k.dili üniversite balosu.... |
|
| may | f. (3. tek. sahıs may; geçmiş zaman might) bilmek, -meli, -malı (izin, imkan, ihtimal gibi durumlan ifade eden yardım... |
|
| sever | (f.) ayırmak, bölmek, tefrik etmek; koparmak; ayrılmak. severable (s.) ayrılabilir; kesilebilir.... |
|
| rave | (i.) fazla yük kaldırabilmesi için at arabasının yanlarına ilave edilen parmaklık.... |
|
| spoonfed | s. ağzına beslenmiş; nazlı büyümüş.... |
|
| fleshings | (i). ten rengi dar pantolon; deriden sıyrılarak alınmış ve tutkal için kullanılan et parçaları.... |
|
| asylum | (i) sığınak barinak, melce; himaye, koruma, muhafaza; kimsesiz veya düşkünleri barındıran kurum, yetimhane, düşkünle... |
|
| freehearted | (s). samimi; cömert; serbest, kayıtsız.... |
|
| granolith | ezilmiş granit çimentosundan yapılmış bir çeşit döşeme taşı granolith'ic bu döşeme taşına ait |
|