| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | antipasto | (i). meze.... |
| | lasso | (i.), (f.) yabani atları yakalamaya mahsus ucu ilmekli ip, kement; (f.) böyle kementle tutmak.... |
| | gremlin | (i.) uçaklarda arızaya sebep olduğu rivayet edilen ve hayal mahsulü ufak bir varlık, cin.... |
| | wooden | s. tahtadan yapılmış, tahta, ağaç, ahşap; odun gibi, kalın kafalı; cansız, ruhsuz, etkisiz. wooden horse Truva atı, taht... |
| | intercurrent | (s.) aralarında cereyan eden; (tıb.) başka hastalığa karışan.... |
| | oxalate | i., kim. oksalat, oksalik asidin tuzu. oxalic acid oksalik asit.... |
| | cuneiform | (s).,(i). çivi yazısı.... |
| | modification | i. tadil, biraz değiştirme, degişiklik.... |
| | cheshire cat | devamlı olarak gülümseyen kedi (Alis Harikalar Diyarında adlı eserde geçer); sırıtkan kimse.... |
| | wheel | tekerlek çark dolap den dümen dolabı eskiden kullanılan işkence çarkı dili bisiklet çarkıfelek deveran dönme argo kodaman çoğ yürüten unsur çog argo vasıta araba wheel and axle mil teker wheel animalcule bak rotifer wheel horse birbiri ardınca koşulmuş atlardan tekerleğe yakın olanı en ağır işi yapan ve kolay kolay yorulmayan adam balance wheel nâzım çark olayları soğukkanlılıkla karşılayan kimse fifth wheel yedek tekerlek yedekte bulunan kimse veya şey dili kendini fazlalık olarak gören kimse mill wheel değirmen çarkı paddle wheel vapurun yan çarkı at the wheel direksiyonda yönetiminde wheels within wheels bir birine karşılıklı etkide bulunan olaylar There are wheels within wheels işin içinde iş var The wheels of social progress turn slowly Toplumdaki ilerleme ağır işler |
|
|
|
|