 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | windage | i. hızlı giden bir şeyin meydana getirdiği rüzgâr; rüzgâr etkisiyle yön değişmesi (mermi); tüfek namlusu ile mermi ara... |
| | unmanned | s. mürettebatsız; insansız; insansız çalışan; hadım edilmiş, enenmiş.... |
| | hub | i. tekerlek poyrası, tekerlek göbeği; dünyanın merkezi. the Hub Boston şehrinin takma ismi.... |
| | affability affableness | (i). nezaket, tatlılık, hatırşinaslık.... |
| | moreen | i. elbiselik veya perdelik yünlü veya pamuklu kumaş.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kahverengi | brown. brown. coffee.... |
| | hayırhahlık | goodwill.... |
| | surat | face. countenance. mien. pan. court card. dial. kisser. map. phiz. puss. snoot.... |
| | zıkkımlanmak | to eat. to cram food in one's gob said angrily.... |
| | ayarlama | adjustment. calibration. tuning. tune-up. setting-up. fitting. standardization. arrangement. regulation.... |
|
|
|
 |
|
 |
|