| English | Türkçe |
| cornuted | (s). boynuzlu, boynuz şeklinde.... |
|
| condyle | (i)., (anat). kondil, kemiğin ucunda olan yumru, lokma.... |
|
| engrave | f. hakketmek, kazmak, kalemle işlemek, kabartma işi yapmak. engraved on the mind hafızaya yer etmiş, zihne nakşolunmuş. ... |
|
| akin | (s). benzer, yakın; akraba olan, hısım olan.... |
|
| japanese | (i.), (s.) Japon, Japonya halkı; Japon dili, Japonca; (s.) Japonya'ya ait.... |
|
| marinate | f. (eti yumuşatmak için) zeytinyağlı salamurada bırakmak.... |
|
| catherine wheel | çarkı felek; el yardımı ile yanlamasına atılan takla.... |
|
| resthouse | i. dinlenme evi, konak yeri.... |
|
| y.w.c.a | kıs. Young Women's Chrıstian Association.... |
|
| commodore | den komodor yat kulubü reisi |
|