 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | instruct | f. okutmak, ders vermek, öretmek, eğitmek; talimat vermek, yol göstermek. instructor i. öğretmen, eğitmen; asistan; ok... |
| | titter | f., i. kıkır kıkır gülmek, kıkırdamak; i kıkır kıkır gü1üş.... |
| | appurtenant | (s). bağlı, merbut, tabi, ait.... |
| | collapse | (f)., (i). çökmek, göçmek, yıkılmak; katlanıp bukülmek, açılır kapanır olmak (iskemle, masa);birsonuca bağlamadan dağılm... |
| | hackle | (i.), (f.) keten ve kendir tarağı; horozun boynundaki uzun ve ince tüyler; bu tüyden yapılmış sinek şeklindeki olta iğne... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | iş ilişkisi | business relation.... |
| | inlemek | to moan. to groan. howl. lament. sough. wail. whimper. whine.... |
| | tesadüf | fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstanc... |
| | müşkülat | difficulties. problems. hobble.... |
| | kibar | polite. gentle. nice. well-born. aristocratic. aristocratical. attentive. blancmange. bland. chivalrous. civil. civilize... |
|
|
|
 |
|
 |
|