| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | strangle | f. boğmak, boğazlamak, boğazını sıkarak öldürmek; bastırmak; boğulmak. strangle hold güreşte boğma vaziyeti; boğucu ha... |
| | selfdistrust | i. kendine güvensizlik.... |
| | verboten | s., Al. yasak.... |
| | drumlin | (i)., (jeol) buzul birikintilerinden meydana gelmiş dar uzun yığın.... |
| | rapacious | (s.) yırtıcı; haris, açgözlü, doymak bilmez; zorba. rapaciously (z.) zorbalıkla; açgözlülükle. rapacity, rapaciousness ... |
| | moreover | z. bundan başka, bundan fazla, üstelik.... |
| | standpoint | i. görüş noktası, bakım. from the standpoint of bakımın dan, görüşüyle.... |
| | undeveloped | s. gelişmemiş; foto banyo edilmemiş.... |
| | blessing | i. takdis, hayır dua, nimet, inayet, lütuf, hamt, şükran; azarlama; slang haşlama... |
| | sphinx | isfenks sfenks anlaşılması güç ve konuşmayan kimse sphinx moth bir çeşit pervane the Sphinx Mısır'da Gizeh sehrinde bulunan büyük isfenks |
|
|
| Türkçe | English | | dengeleyici | stabilizing.... |
| | para | A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that... |
| | kısır | fruitless. infertile. poor. sterile. unproductive. barren.... |
| | onama | approval. ratification. certification.... |
| | kurşunlamak | to cover sth with lead. to lead with a lead seal. to shoot.... |
| | lavabo | sink. washbasin. washand basin. wash-stand. washbowl. washing-stand. washstand.... |
| | sirkeci | maker of seller of vinegar.... |
| | piyanist | pianist.... |
| | bar | bar.... |
| | tenor | Maturity of loan |
|
|
|