| English | Türkçe |
| huff | f., i. kabadayılık göstermek; bir kimseye öfkelenmek; dama oyununda atlama fırsatını kaybettiğinden hasmının taşını yut... |
|
| armed | (s).silahlı. armed forces silahlı kuvvetler.... |
|
| slimy | s. yapışkan, nemli bir maddeyle kaplanmış; sümüksü; pis. sliminess i. yapışkanlık, kayganlık.... |
|
| band shell | açık havada çalan müzik topluluklarını koruyan yarım küre şeklindeki önü açık duvar.... |
|
| pitcher | i., (beysbol) topu atan oyuncu; bir cins golf sopası. pitcher's mound (beysbol) atıcının durduğu tümsek yer.... |
|
| continual | (s). sürekli, ardı arkası kesilmez, daimi, mütemadi; sık sık. continually (z). mütemadiyen.... |
|
| plural | s., i. birden fazla; i., gram. çoğul, cemi. plural marriage birden fazla karısı olma. plural vote bir kimsenin birden ... |
|
| barracuda, ing. barracouta | (i). eti yenen birkaç cins deniz balığı, zool. Sphyraena.... |
|
| deadbeat | (i)., (A.B.D)., argo borçlarını ödemekten kaçınan kimse; bedavacı, başkalarının sırtından geçinen kimse.... |
|
| quicksand | bataklık kumu |
|