| English | Türkçe | | oer | edat, (z.), şiir, (bak.) over.... |
| | imprecise | s. kesin olmayan; tam ve doğru olmayan, gerçek değer veya anlamından biraz farklı; gevşek.... |
| | valgus | s, i, tlb çarpık bacaklı: i bacak çarpıklığı... |
| | sigh | f., i. iç çekmek, ah etmek; uğuldamak; for ile hasret çekmek; ah çeker gibi ses çıkarmak; i. iç çekme, ah etme.... |
| | debauchee | (i). sefih kimse, ayyaş kimse, zampara; (fig). çöplük horozu.... |
| | be | önek hakkında, etrafında veya tamamen anlamlarını veren ve çoğu zaman geçissiz fiillerden, isimlerden ve bazen de sıfatl... |
| | holystone | (i)., (f). Malta taşı, bir çeşit yumuşak kumtaşı; (f). bu taşla temizlemek (gemi güvertesi).... |
| | flow | (f). akmak, akıntı gibi gitmek, cereyan etmek, seyelan etmek; dalgalanmak, sallanmak; kabarmak, met halinde olmak; dolm... |
| | halve | (f.) yarıya bölmek, iki eşit kısma ayırmak; yarıya indirmek .... |
| | sparkle | kıvılcımlar saçmak pırıldamak köpürmek köpük köpük olmak şarap kıvılcım pırıltı şaşaa sparkler pırıldayan eylayan mücevher şahsiyeti ve canlılığıyle göze batan kimse parlak şahsiyet |
|
|