| English | Türkçe |
| ruddy | s. kırmızı, al; sıhhatli ve pembe yüzlü; İng., (argo) kahrolası. ruddiness i. kırmızılık.... |
|
| westerly | z., s. batıdan; batıya doğru; s. batıya bakan; batıdan esen (rüzgâr).... |
|
| burnout | i. roketde yanmanın bitmesi.... |
|
| fill | (f)., (i). doldurmak, tatmin etmek; yapmak, icra etmek; işgal etmek, tutmak; dolmak, doymak, kabarmak, şişmek; hazırla... |
|
| pith | i., f. yumuşak ve süngerimsi doku; bot. birtakım ağaçlarda gövde veya dalın içindeki yumuşak öz; zool. kuş tüyünün yum... |
|
| sutler | i. orduya gıda maddeleri satan seyyar satıcı.... |
|
| solicitor | i. rica eden kimse, aracı; devlet dairesinde hukuk müşaviri; İng. davavekili. Solicitor General başsavcı, müddeiumumi.... |
|
| surfactant | i., kim. bir sıvının yüz gerilmesini azaltan madde.... |
|
| airily | (z). havai bir şekilde, hoppaca; hafife alarak.... |
|
| lng | kıs liquified natural gas |
|